DİLİMİZ HAYSİYETİMİZ
Pazartesi, Hazirane 8, 2009 · Kategori: TURKCENIN SORUNLARI
ARİFE GÜLSÜN
(Ege Üniversitesi Türk Dili Bölümü Öğretim Elemanı)

Teknolojinin gelişimi ve iletişim araçlarının baş döndürücü bir hızla geçirdiği evrim, her dili olduğu gibi Türkçeyi de etkisi altına aldı. Üreten ve adını koyanlar, üretemeyen ve adını koyamayanlara galebe çaldı. Üretemezseniz üretenlerin malını alır ve onların adlandırdığı şekilde kabul edersiniz. Ama dil bilinci ile davranıp dilimize henüz girmekte iken karşılığını bulursanız bir nebze olsun üretememekten doğan açığı kapatma yolunda bir adım atmış olursunuz. Tabi mesele sadece üretemememe meselesi değil. Daha büyük bir sorun var: Özenti ve yabancı dille eğitim. İngilizce bir fiile etmek yardımcı fiili ekleniveriyor ve karşımıza Türkingilizce kırma bir dil çıkıveriyor. Bakın gençlerimiz nasıl konuşuyor:
Hangi evınta akıyoruz?!!
Ortamdan disconneckt olalım!!!
Extrem tenakuzlar içindeyim!!!
Sevginin kuant altı korsal bir yapısı var, partiküler bir yapı…
Tamam ben simdi o emaili reply ediyorum...
Bu mağazayı hazırlarken daha iyi bir display elde etmek için genelde blue tonlarını tercih ettik...Bu sayede customerlarımızın daha hoş bir ortamda alış veriş yapmalarına olanak sağladık...(CNN Türk’te bir mağaza tanıtılıyor.)
Biz boyfrendimle ekşın filmlerini izliyoruz. (Aysun Kayacı’dan duymuştum bu cümleyi.)
Ben bunları gecen derste mention etmistim, sen yine kitaptan şu chapterları bi check et ...." (Öğretmen, derste bu cümleyi kuruyor.)
Yivrençsiaaan…
Deearmişimm…
Ayy cittan yaaane…
Lütfaaan… (evet e değil a ile ve uzatarak)
Hadi papaaay…
Ay inanmiyoroaamm…
Kafe grandda branç yapalım maaa.
Süper manyak olmuşsun yaaa. (Güzel olmuşsun demek istiyor)
Döncem ben sana. (Nereye, nerede neden dönüyorsun, ben seni sonra arayacağım’a ne oldu?)
Omaar, benim kahvem geldiiaa. Bana kahve aal. (Kahve içmek istediğini anlatmak istiyor.)
Ne oluyoruz felan oldum yaaane.
Yani bütün e’ler a; ö’ler o; ü’ler u; a’lar e; o’lar oa; u’lar ı; ı’lar ıa oluyor. Gençler buna Tiki Dili ve Edebiyatı diyorlar, ya da ciksoloji.
50 yıl kadar kısa bir süre içinde Türkçe’nin geçirdiği evrimi anlatan aşağıdaki yazı da geçenlerde elektronik postama geldi. İşte yıllara göre Türkçe:
Yıl: 1965
"Karşımda âniden belirince ziyâdesiyle şaşırıverdim. O vakit nasıl bir edâ takınacağıma karar vermekte bir hayli güçlük çektim. Vecde geldiğime hüküm getirdim. Buna mukâbil az bir müddet sonra kendime gelir gibi hissettim. Sîmâsında beni fevkalâde huzurâ erdiren bir tebessüm var idi. Giyeceklerimi usulca toparlayıp, emin bir ses ile 'Akşam-ı şerifleriniz hayırlı olsun.' deyiverdim."
Yıl: 1975
"Karşıma birdenbire çıktığında olağanca şaşkınlığımla durakaldım. Sonuç itibâriyle ne yapacağıma hüküm veremedim, heyecânım dolayısıyla ellerim, ayaklarım titremeye başladı. Lâkin kısa bir zaman sonra kendime gelir gibi oldum. Yüzünde beni şenlendiren bir edâ vardı. Kendime çeki düzen verdim, kendinden emin bir ses ile 'Hayırlı akşamlar.' dedim."
Yıl: 1985
"Karşıma o anda çıkıverince çok şaşırdım. Ne yapacağımı kararlaştıramadım, heyecandan ellerim titredi. Biraz vakit sonra düzelir gibi oldum, yüzünde hayli rahatlatıcı bir tavır vardı. Üstüme çeki düzen verdikten sonra, kendinden emin bir ses ile 'İyi akşamlar efendim.' dedim."
Yıl: 1995
"Karşıma çıktığı anda donakaldım. Çok fenâ oldum yâni. 'Bu iş bizi bozmasın?' dedim kendi kendime. Ama sonra baktım o da bana bakıyor, dedim bu iş tamam. Kızı tavlamak için ayaklandım, artistik bir ses tonuyla 'selâm' dedim."
Yıl: 2005
"Olm onu karşımda görünce oha, çüş falan oldum yâni. Bu iş olmaz dedim, yanarız sonra. Sonra baktım o da beni kesiyor, dedim bu iş ok. Git oğlum yanına dedim, bu çıtır senin. Kuul ve presentabl bir şekilde 'Selam yavru ne iş?' dedim sonra. Öyle işte."
Yıl: 2015
"Ven ay vaz si hör, bende var veri veri heyecan yâni öyle işte birden. Off, ay dont nov yaa. Ama o da bana öyle bi bakış fırlattı ki, dedim âşık len bu beybi. Sonra dedim 'Hay beybi. Hav ar yu?'"
Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum ki, kendi benliklerini koruyamayan milletler yok olmaya mahkûmdur. Dilinizi koruyamazsanız, kültürünüzü, sizi siz yapan öğeleri unutursanız, sizi bir arada tutan, koruyan öğeleri de kaybetmiş olursunuz. Fransa’da dil polisi varken, Almanlar dillerinin yapısı Türkçe kadar kelime türetmeye uygun olmadığı halde, yeter ki Almanca sözcük olsun deyip neredeyse bir satır uzunluğunda sözcükler yaparken bizdeki bu gönüllü boyun eğiş ve mankurtlaşma neden?
Kalıcı Bağlantı Yorum ( 4 ) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!
4 yorum yazılmıştır
Yazan: fatma türker | Tarih: 2009-01-12 12:09:39Konu: benlik
Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-01-03 01:06:00size gönülden katılıyorum.inanın daha yeni yine bir ödev hazırlarken dil konusuna değindim ve aynı şeyleri yazdık hemen hemen.dil konusunda emin olun bizim kadar gönüllüce boyun eğen bir toplum yoktur.bu duruma inanın çok üzülüyorum.
Konu: Türkçe Gönüllüleri Ortak Ağ Alanı' ndan Haberdar mısınız?
Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-12-04 00:44:58"Sesim kuşatma altında yabanıl sözler sarıyor! Bu onurlu direnişe Türkçe bilen aranıyor!“ anlayışıyla yola çıkan yüzbinlerce Türk, dilini içinde bulunduğu çıkmazdan çıkarmanın yollarını arıyor. Bu amaçla, demokratik kitle örgütleri, dernekler, sendikalar, üniversiteler her zeminde konuya işaret etmeye çalışıyor. Çok daha önemli ve etkili olarak da bireysel tepkiler inanılmaz boyutlara ulaşıyor. Türkçe’ nin önemine vurgu yapmak isteyen herkes, ücretsiz ve kitle iletişim aracı olan genelağı (interneti) yaygın bir şekilde kullanıyor. Arama motorlarında “Türkçe”, “Türk dili” başlıklarıyla aramalar yapıldığında, Türk dilinin yozlaşmasını konu alan bir çok ağ sayfası karşınızda sıralanıyor.
Türkçe’ de yaşanan, büyük kitlelerin –hatta bir ulusun- haklı itirazına neden olan bir yabancılaşma, kirlenme ve yozlaşma nasıl oluyor da durdurulamıyor?
Çünkü:
1. Herkes kendince ve kendi kendine konuyu ele alıyor. Sorunlar sıralanıyor, çözümler üretiliyor ve o haliyle bırakılıyor.
2. Herkes bağımsız hareket ediyor ve birçoğunun birbirinden haberi olmuyor.
3. Konu, uzman görüşlerinden yararlanılarak da ele alınmıyor. Birçok sav, dayanaksız bir takım fikirlerden öte gidemiyor. Bu da konun önemine ve mücadele edilmesi gerekliliğine olan inancı sarsıyor.
Bu yüzden, 4 temel başlık üzerinde yoğunlaşmamız gerektiğine inanıyoruz:
1. Farkındalık: Konunun, derinliğinin ve öneminin, zaten kendi çapında mücadele edenlerce, farkına varılmasını sağlamak. Bunun için, özellikle uzman görüşleri önem kazanmaktadır.
2. Tanışma: Konuya ilişkin çalışan herkesin, mutlaka birbirinden haberdar olmasını sağlamak. Bilgi ağı oluşturmak.
3. Birliktelik: Görüş ve öneriler üzerinde uzlaşmak. Üretmek! Üretilmiş görüş ve önerileri, sırf muhalefet hevesiyle reddetmek yerine akılcı ve bilimlik karşı düşünceler öne sürerek tartışmak. Herkesçe veya çoğunlukça kabul görmüş olanları uygulamak.
4. Bilinçlilik: “Ben anlattım elli kişiye, bu elli kişi de anlatsın bir başka elliye…” mantığı ile bütün toplumun dikkatini bu konuya çekmek.
Bu başlıklar temelinde, yeniden ve sil baştan mantığı ile değil; yapılmışları birleştirmek, bütünleştirmek ve doğru bir zeminde (Farkındalık!) tartışılabilmesini mümkün kılabilmek hedefiyle bu sayfa hazırlandı.
Bu sayfa ile gerçekleştirilen, bugüne kadar yapılan bütün çalışmaların genelağ ortamında taranması ve bunların başlıklar halinde yayımlanmasıdır.
Başlıklar, bu alanda daha önceden çalışma yapmış ve bunu yayımlamış Türkçe-severlerin sayfasına bağlantı vererek sunulacaktır. Böylelikle, tek bir sayfadan bütün Türkçe gönül dostlarına ulaşabilmek imkanı doğacaktır. (Bilgi ağı oluşturmak!) Ancak, bu, önemli olduğu kadar zor bir iştir de! Çünkü, bizim bağlantı vereceğimiz sayfalarda ilgili yazının bulunmasını sağlayabilmek, bizim tasarrufumuzda değildir. Bu nedenle, burada ismi sunulmuş ve sayfasına bağlantı verilmiş Türkçe-sever yayımcıların, ilgili konularda yayımda kalmaları çok önemlidir. Bu konuda, herkesin gereken duyarlılığı göstereceğine yürekten inanıyoruz. (Birliktelik!) İlginize şimdiden teşekkürü bir borç biliriz.
Türkçe konusundaki çalışmaları iki gurup halinde ele aldık:
1)Her yönüyle Türkçe
2)Bilim ve öğretim dili olarak Türkçe
Türkçe konusunda çalışan ve kendi gayretimizle ulaşabildiğimiz herkese burada yer verdik. Lütfen, burada olmayan ve olması gerektiğine inandığınız sayfalardan da bizleri haberdar edin, onlara da burada yer verelim.
"El ele, gönül gönüle diyerek çıktık yola, var mısınız bizlerle beraber olmaya?“
Her türlü katkınızı önemsediğimizi ve beklediğimizi bilmenizi ister, saygılar sunarız.
http://tgoaa.blogcu.com
Konu: Dilimiz haysiyetimiz
Yazan: Soner EMRE | Tarih: 2008-11-16 19:05:08
Güzel bir uyarı yazısı. Bu durumda pekala haysiyetimiz ayaklar altında diyebiliriz. "Emperyalizm esiri gençlerimiz" tanımlaması ile konuya "sevgisiz" yaklaşmak yerine "suya atılan taşın dalga dalga yayılan etkisi" gibi herbirimiz kendi küçük etki alanında aktif gayret sarfeder, bir sonraki aşamada sistemli yaklaşımları benimser ve destekleyebilirse sonuçlar hepimizi fazlasıyla mutlu edecektir. İçinde olduğumuz devir her zamankinden daha fazla "sevgi" ye muhtaç olduğumuz devirdir. Sinirlenmeyelim, konuya iyilikle ve anlayışla yaklaşalım. Çünkü sorun bireysel değil fazlasıyla derinliği olan toplumsal bir sorun. iyilikle kalın,
Konu: Yerden göğe kadar haklısınız...
EVET SAYIN HOCAM,GERÇEKTEN ''TÜRKÇEMİZ'' BİZLERİ SEVMEYENLER TARAFINDAN KÖRELTİLMEYE ÇALIŞILMIŞ VE NİTEKİMDE KISMEN KÖRELTİLMİŞTİR.BU HOŞNUTSUZ ÇERÇEVEDE BULUNAN GÖRÜNTÜLER BİZLERİ DE SİNİRLENDİRMEKTEDİR.
BEN DE BİR TÜRK GENCİ OLARAK BUNUNLA MÜCADELE ETMEKTEYİM.AMA EMPERYALİZM ESİRİ GENÇLERİMİZ ÇOK FAZLA.İŞİMİZ EPEY ZOR.''ZOR BAŞARILINCA GÜZELDİR''
TEŞEKKÜR EDER SAYGILARIMI SUNARIM.
