Google Gruplar
KÜLTÜR SARAYI grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et



EGE ÜNİVERSİTESİ TÜRK DİLİ BÖLÜMÜ

GÜLMEK VE YÖNETMEK

Pazar, Ekim 2, 2008 · Kategori: TURKCENIN SORUNLARI



GÜLMEK İLE YÖNETMEK

 

Hiç alışkın olmadığım bir ses tonuna dönüşmüştü telefonun diğer ucundaki ses: “Hı hı, evet. İşte tam da böyle oldu. Bazen insanların ruh halleri “idrak yolları”nı da etkileyebiliyor.

Az önce kahkahalar içinde kendisini yanlış anlayan bir yakınının düştüğü komik durumu anlatan “üst düzey yönetici” arkadaşım, şimdi bambaşka biri gibi konuşuyordu. İfadesi donuklaşmış, daha bir ciddileşmiş, kahkahalar birdenbire kesilmişti. “Ben seni az sonra arar ve konuyu etraflıca anlatırım” diye sonlanan telefon konuşmasının ardından “tuhaf” diye düşünmedim değil. Az sonra aradı yönetici arkadaşım: “Özür dilerim” diyordu, “az önce odaya elemanlardan biri geldi de. Onun yanında seninle böyle ciddî konuşmak zorunda kaldım. Çalışanların yanında gülmek olmaz, affet.”

 

*   *   *

 

            Yöneticiler; yanında çalışan elemanlarının yanında ciddî, kaşları çatılmış bir durumda mı bulunmak zorundalar? Size bağlı olarak çalışan insanların, bu şartlar altında pozitif bir enerjiye sahip olup olumlu davranış geliştirmeleri ve başarılı bir çalışma süreci geçirmeleri mümkün olabilir mi? Aklıma Antik Yunan tragedyaları geldi. Tragedyalar, yüceltilmiş kahramanlık öyküleri ve efsanelerle doludur; hep üst tabakanın, yöneten kesimin yaşantısıdır yansıtılan. Ciddî işler için yaratılmışlardır onlar. Sıradan vatandaşın, yönetilen kesimin tragedyada kesinlikle yeri yoktur. Alt tabakadan insanlar, karikatür tipler, köleler komedya içinde var olurlar.  Gülmek, gülünç duruma düşmek ancak bu tabakada bulunan insanlara özgüdür. Soylular kusursuzdur; oysa kusurlu olana, eksik olana gülünür.

Suratı sirke satmak, mahkeme duvarı gibi bir suratla etrafa emirler yağdırmak; önemli bir statüye sahip olmakla eşdeğer görülebilir mi? Niçin güler yüzlü olmaktan çekiniyoruz? Astığı astık, kestiği kestik “otoriter yönetici” profilinin düzgün bir iletişim kurma yolunda nasıl bir katkısı olabilir toplumsal ilişkilere? Takım ruhuyla, birlikte aynı amaç doğrultusunda, omuz omuza çalışan insanlar yetiştirmek için sırça köşklerden inmek gerekmiyor mu? Araya çok büyük uçurumlar koyan bir yönetici konseptinin kime ne faydası olabilir ki? Hiçbir zaman takdir edilmeyeceğini bilen, horlanan, küçümsenen, aşağılanan bireylerde bir süre sonra isteksizlik, karamsarlık, güvensizlik ortaya çıkacaktır. Bu otorite korkusu sosyal bir fobi yaratacak ve kişinin performansını olumsuz yönde etkileyecektir. Sürekli reddedilen, incitilen, küçük düşürülen bireylerdeki bu yetersizlik duygusu çok büyük düşmanlıkları da beraberinde getirecektir. Oysa ünlü filozof Nietzsche  “Düşmanını, kendini kahredişinle değil gülüşünle öldür” diyor. Kaldı ki yöneticilerimiz için yanında çalışanlar “düşman” değildir ya da bir başka ifadeyle “düşman haline” getirilmemelidir.

Değerli yöneticiler! Mutsuz, verimsiz, başarısız elemanlar yetiştirmek istemiyorsanız lütfen gülümsemeyi ihmal etmeyiniz. İçten bir gülümsemenin hiçbir külfeti yoktur; size kazandıracakları ise sayılamayacak kadar çoktur. Gülümsemeniz size duyulacak saygıyı kesinlikle azaltmayacak aksine işyerinizdeki sevgi köprüsünün halatları iyice sağlamlaşacaktır. Güzel ülkemde yüzlerde gülücüklerin eksik olmaması dileklerimle...

Arife GÜLSÜN 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum ( 2 ) Yorum yaz! Arkadasina Gönder!

2 yorum yazılmıştır

Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-08-18 13:38:26
Konu: gülmek ile yönetmek

s.agerçektende konunuz çok güzel.devletimizi ayakta tutan yöeticilerimizin halkla barışık olması onlarla yiyip içmesi ve de en önemlisi mütebessim bi çehre her zaman idealimdir.önemli olan yönetmek degil nasıl yönetmektir.şu fani dünyaya bigün gözlerini kapadıgında acaba arkanda kaç kişi gerçek samimi gözyaşı dökebiliyo şairin de dedigi gibi bu kubbede baki kalan hoş bi sada imiş,ben hep böyleyim inanın çok şey kazandım vede kazandırıyorum mütebessim bi çehreden kime zarar gelmiş ki kusura bakmayın biraz uzattım ama bunlar sükutun çıglıkları olarak görün.s.a.

Baglanti »

Yazan: Ömer Karabul | Tarih: 2008-11-03 12:04:54
Konu: Bir tebessümü kendine çok görme:))

selam.
Yazını çok beğendim.konuyuda güzel seçmişsin:))yazıyı okurkende kendime özeleştiri getirdim:))bende genelde iş hayatında somurtkan dışarda ise tebessüm dolu insanım ama bundan sonra kendimi kasmıyacağım:))önemli olan somurturken yaptırdığın işler değil ,gülerken söyledğin sözlerin yerine geitirilmesi.Kişinin somurtarak ,ciddi durarak bazı işleri ve emirleri yerine getirtmesi yerine ,kendine saygıyı başka türlü sağlayarak ,yaptırmak istediklerini yaptırması en doğru olanıdır bence...Tabi bu benim görüşüm
seni saygı ve sevgiyle selamlıyorum yazılarının devamını bekliyorum...hoşcakal

Düzenleyen arifegulsun gün: Monday, November 3, 2008 saat: 12:04

Baglanti »

« Önceki :: Sonraki »

Son Yazılarım

Kategorilerim

Arkadaşlarım

Bağlantılarım



Canlı TV izleyin